page_mersinde-trans-cansuya-silahli-saldiri_531523820

Mersin’de bir travesti cinayeti girişimi daha yaşandı

Mersin'de travesti birey Cansu, kimliği belirsiz kişilerce gece yarısı dört kurşunla ağır bir şekilde yaralandı. Yoğun bakıma alınan Cansu'nun hayati tehlikeyi atlattığı öğrenildi.

Trans Cansu'nun geçtiğimiz ay da saldırıya uğramış ve 14 dikişle kurtulmuştu.

 Eyüp Çakır imzası ve "Mersin’de silahlı transfobik saldırı: Faili nefret!" başlığıyla yayımlanan (29 Temmuz 2014)  konuya ilişkin yazı şöyle: 

Hangi kesimlerle örgütlenmem gerektiğini daha da iyi anlıyorum. Zengin mekanlarda kapalı dolaplar arasında “tertemiz” yaşayanlarla değil de tam da böyle tüm dünyanın travesti ağız kokusunu çeken en dibe vurmuş varoşlarla!

Geçtiğimiz sonbahardı. Adana’da kilisenin yanındaki alabildiğine salaş bir gey barda tanıştık Cansu’yla. LGBTİ hareketinden insanlarla yeni yeni tanışmamla birlikte travestilerle de daha çok temas ediyordum artık. Cansu da onlardan biriydi. Hem aktivist hem de bir travesti… Ortam tabiri caizse varoştu, “ka” değildi, kişiler de öyle. Başta garipsemiyor değildim açıkça söylemem gerekirse böyle ortamları. Jargonlarına dilim dönmüyordu ve anlamıyordum da. Alt kültür ortamına adapte olmaya çalıştığım zamanlardı yani. Evet, ben en ötekiydim travesti ama en ötekinin ötekisi insanlar vardı böyle ortamlarda…

Cansu’yla ilk tanıştığımda ağzından çıkan küfürlü ve esprili sözleriyle hayli eğlendirmişti bizi. Eğlenceli kişiliğini bara birlikte gittiğim Alican’ın evinde daha iyi tanımıştım. O gece Mersin’e gidemeyeceklerdi saatin geç olmasından ötürü ve Alican’da ağırlandılar. Sabaha kadar Çağla, Cansu ben ve Alican katıla katıla güldük Cansu’nun anlattıklarına. Oradan buradan istanbul travestileri alıyordu götürüyordu bizi alkolün de etkisiyle.

Geçen hafta da Mersin’e polislerin translara saldırısı ile ilgili basın açıklamasına gittiğimizde geri dönecektik akşam treniyle. Ama Cansu ikide bir bizi unutmadığını söylüyordu. O gün Alican’ın ev sahipliğinin hatrını belli ki unutmamıştı. “Olur mu ayol aaa! O kadar evinizde ağırladınız ailenle tanıştırdın, bu gece bende kalacaksınız” deyip eylemden sonra sahil kenarına çay içmeye götürdü. Yolda Mahmut abisini arayıp “Abicim sahile sandalye at birkaç tane, Adana’dan değerli misafirlerim var” dedi… Öyle de misafirperver işte. Yetmedi evinde bize bir sofra hazırladı o kadar yorgunluğun üstüne. Elimizi hiçbir işe vurdurtmadan “Olmaz ben misafirlerime hizmet ettirmem, ben hizmet ederim’’ deyip, arada da ikide bir vefa borcu varmış gibi “beni ağırladınız” diyordu…

Balkonda yemek yerken teravih namazına giden tanıdığı bir yaşlıca kadına seslendi “Teyze, bana da dua et!”

Lafı çok uzatmak istemiyorum neyse. Teyze dua etti mi bilmem ama şu an birçok insan dua ediyor senin için Cansu.

Cansu birkaç saat önce, gece yarısı dört kurşunla ağır bir şekilde yaralandı. Saldırganları bilmiyorum ama kim olduklarının şu an için bir önemi yok. Saldırganlar hep meçhul zaten! Olsa da bir şekilde yüce devletim sayesinde korunur hep… Zaten buldukları cesaret de devletten ötürü. Yine geçtiğimiz ay kandil bahanesiyle saldırıya uğramıştı Cansu ve 14 dikişle kurtulmuştu neyse ki. Şimdi şu saatlerde yaşamak için mücadele veriyor. Ve onun güçlü olduğuna inanmak istediğim için iyeleşeceğini biliyorum, aksini düşünmek dahi istemiyorum.

Transların, çoğunuzun bildiği şekilde “travesti”lerin yaşadıkları sıkıntılar hiç de az buz değil. Bir gey olarak geçtiğimiz haftalarda yaşadığım kötü hadiseye kadar hiçbir şey yaşamamışım diye düşünmüştüm. Ki hala öyle hiçbir şey yaşamamışım aslında. Ve şimdi yaşadıkça daha çok hangi kesimlerle örgütlenmem gerektiğini daha da iyi anlıyorum. Zengin mekanlarda kapalı dolaplar arasında “tertemiz” yaşayanlarla değil de tam da böyle tüm dünyanın ağız kokusunu çeken en dibe vurmuş varoşlarla!

Ve evet hiçbirimiz hiçbir kötülük yaşamayalım istiyorum, her gün bir yerden kötü haber alır mıyım demek yerine dünyada güzelliklere dair şeyler duymak istiyorum.  Arkada şu an John Lennon’ın  “Imagine” şarkısı çalıyor. Ruh halime dokunduğu için dinliyorum şu an. Öyle bir dünya hayal ediyorum ki nefretsiz olsun! Yaşamak hem de insan gibi yaşamak lüks olmasın! İnsanların ve diğer canlıların katledilmediği, hür bir şekilde yaşadığı, iktidarsız, eşit yaşadığı bir dünya istiyorum. Çok zor olmasa gerek ha…

Ve son olarak hiçbir ahlak kanlı ellerinizi temizleyemez! Buna ister genel, ister toplum, ister töre, isterseniz de devrimci ahlak deyin. İnsanların ölümüne sebep olan bu ahlak anlayışınız yok olmadıkça hiçbiriniz ak pak değilsiniz. Ya hep birlikte kurtulacağız, ya da hepimiz yok olup gideceğiz bu bataklıkta

escinsel-penguen-kitabi-olay-yaratti-951524

Travesti eşcinsel penguen kitabı dünyada olay yarattı

Singapurlu yetkililer travesti eşcinsel karakterleri öne çıkaran iki kitabın kütüphanelerden kaldırılmasına karar verdi.

BBC Türkçe'nin haberine göre, Bu karar ağırlıklı olarak muhafazakâr yapıya sahip ülkede eşcinsel hakları ile ilgili tartışmaları alevlendirdi.

İlgili Haberler 'İklim değişikliği penguenleri tehdit ediyor' Nintendo'dan eşcinsel oyun karakterine ret 'Eşcinsel' penguenler ayrıldı Devamı için tıklayın İlgili Konular Çevre / İklim, Yaşam Kaldırılan iki kitaptan Tango Makes Three (Tango Üç Yapar) gerçek bir hikâyeye dayanıyor.

Kitapta New York Hayvanat Bahçesi'nde aynı yumurtaya kuluçkaya yatan iki penguenin hikâyesi anlatılıyor.

ABD'de de tartışma yaratan bu kitap, Amerikan kütüphanelerinde raftan çıkarılması için şikâyetlere hedef olan kitaplar arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Singapur'da tepki toplayan ikinci kitap ise The White Swan Express (Beyaz Kuğu Ekspresi).

Kitap, Çin'de evlat edinmeye çalışanları konu alıyor; bu kişiler arasında evli olmayan bir anne ve lezbiyen bir çift bulunuyor.

Kitaplar yerel bir kütüphanenin içerikle ilgili kaygılarını Ulusal Kütüphane Birliği'ne iletmesinin ardından alınan kararla kütüphanelerden kaldırıldı.

BEŞ BİN İMZA TOPLANDI

Ulusal Kütüphane Birliği, çocukların erişimi olan kitaplar söz konusu olduğunda 'aile kurumunu korumak ve bu travesti konularda daha ihtiyatlı davranmak' kaygısıyla hareket ettiklerini söylüyor.

Kitapların kütüphanede yerini tekrar alması için şu ana kadar yaklaşık beş bin imza toplandı.

travesti Eşcinsel ilişki Singapur'da yasak. Eşcinsel hakları savunucuları bu yasağın anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yasal girişim başlattı.

Hükümet ise fiilen uygulanmayacağını vurguladığı yasağın, toplumun genel değerlerini yansıttığı için mevzuata aykırı olmadığını savunuyor.

Geçtiğimiz ay ülkede düzenlenen 'Pembe Nokta' eşcinsel onur yürüyüşüne muhafazakâr kesim tepki gösterdi.

demirtas(3)

Demirtaş travesti ve eşcinselleri savunma riskini alıyoruz dedi

Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, İstanbul’da KA.DER’in düzenlediği bir toplantıda kadın örgütlerinin temsilcileri ile bir araya geldi.
 
Kadın örgütlerinin sorularını yanıtlayan Demirtaş; kadın aday çıkaramadıkları için özeleştiri verdi. Kadın cinayetlerine ilişkin, “Öldürülen kadının tabutunu cumhurbaşkanı da omuzlamalı. Bizatihi erkeğe, aşirete, aileye yerinde mesaj vermeli. Doğusu, batısı yok. Kürtlük ve Türklükle ilgili değil. Erkek egemen sistem ile ilgili” travesti dedi.
 
“Kürtaj kadının kararıdır”
Demirtaş’ın kürtaj sorusuna cevabı ise şöyleydi: “Kadın bedeni üzerinde kimsenin tasarruf hakkı yok. Devletin bunu tartışması bile utanç verici. Bu kadının birey olarak vereceği bir karardır. Ne kocanın ne de Başbakan’ın elindedir.”
 
“Amasız insan haklarını savunuyoruz”
travesti ’lerin hakları ve seks işçilerine dönük saldırılara ilişkin ise Demirtaş, “İnsan hakları ’amasız ancaksız’ hayata geçirildiği oranda insan haklarıdır. Kişilerin cinsel kimlikleri, cinsel yönelimleri insan haklarında kriter değildir. LGBTİ’ler de dahil olmak üzere herkes toplum içerisinde insanca yaşamalıdır, yeni yaşam belgemizin ilkesi de budur. ’Ama’ dediğiniz zaman insan hakkı ortada kalmaz. Bütün ayrımcılığı uğrayan kimliklerde dik durmak gerekiyor” dedi.
 
“Risk almadan toplumsal dönüşüm olmaz”
Bu tutumlarının siyasi bir risk olup olmadığına ilişkin ise Demirtaş’ın cevabı, “Evet risktir. Biz bugüne kadar hangi siyasi projemizde risk almadık ki. Ötekileştirilmiş kimlikleri karşımıza alsaydık, biz de iktidara travesti yürüyebilirdik. Kadın özgürlüğünü savunurken, Kürtlerin, Ermenilerin haklarını savunurken de siyasi risk almış oluyorum. Ancak risk almadan toplumsal dönüşüm yaşanamaz ki” şeklinde oldu.
 
Demirtaş’tan önce KA.DER toplantısına katılan diğer Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ise, LGBTİ sorusunu geçiştirmiş; kürtaja ilişkin “Verilen canı insanın alma hakkı var mıdır” demişti. Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan ise KA.DER’in davetine henüz yanıt vermedi. (ajanslar)

Bölüm Başkanı Doçent’e not karşılığı eşcinsel travesti ilişki suçlaması

TUNCELİ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı erkek Yrd. Doç. Z.Ö.’nün, bazı erkek öğrencileri ile sınıf geçirme veya not yükseltme karşılığında cinsel ilişkiye girdiği iddiası ortalığı travesti karıştırdı. Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ’un görevden alındığını söylediği Yrd. Doç. Dr. H.O. hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldı.

Üniversitedeki erkek öğrencilerden H.O. bir kız öğrenciyi de tanık göstererek, kendisi gibi erkek olan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Z.Ö.’nün cinsel ilişki teklifiyle karşılaştığını söyleyerek şikayette bulundu. Dilekçesinde sapık teklifin hem sözlü, hem de bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapıldığını belirten H.O., bununla ilgili elinde yazılı belge olduğunu, Yrd. Doç. Dr. Z.Ö.’nün başka erkek öğrencilerle de ilişki yaşadığını bildirdi.

H.O.’nun şikayet dilekçesini geri çekmesine karşın Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, bir eğitim kurumunda böyle bir olaya izin verilemeyeceğini belirterek önce Yrd. Doç. Dr. H.Ö.’yü görevden aldı ve hakkında soruşturma başlattı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca konuya ilişkin başlattığı soruşturmanın devam etitği belirtilirken, Rektör Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, "Böyle bir olayın iddia olarak dile getirilmesini bile kabul edilecek bir durum değildir ve olayı soruşturmak üzeri bir komisyon oluşturduk. Ve Yrd. Doç. Dr. derhal bölüm başkanlığı görevinden alındı ve soruşturma bitene kadar hiçbir derse girmemesi kararı travesti alındı. Soruşturmayı titizlikle yapacağız ve ortaya çıkacak sonuca göre hiçbir taviz vermeden hareket edeceğimizi kamuoyuna bildiririz" dedi.

ÖĞRENCİLER EĞİTİM- SEN’E ŞİKAYET ETTİ

Eğitim- Sen Tunceli Şubesi, olayla ilgili Yrd. Doç. Z.Ö., ile ilgili bölüm öğrencilerinden sendikalarına bir çok şikayet geldiğini açıkladı. Açıklamada, şöyle denildi:

"Tunceli Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak çalışan Z.Ö.’nün derslerini yürüttüğü bazı öğrencilere, bulunduğu pozisyonu ve hiyerarşiyi kullanarak ’fiili livata’ uyguladığı iddia edilmiştir. Şahıs hakkında başlatılan ilk soruşturma, öğrenciler dilekçelerini geri çektikleri, ya da çektirildikleri için kapatılmıştır. İtirazlar üzerine soruşturma yeniden açılmış ve komisyon değiştirilerek farklı bir soruşturma komisyonu kurulmuştur. Yeni kurulan komisyonun gerçek anlamda YÖK Disiplin Yönetmeliği’ni uygulanıp travesti uygulanmayacağı merak konusudur."

837866-020720141328240954294_2-624x351

O beni travesti gay sanıp tecavüz etti bende onu öldürdüm

Merkez Sarıçam İlçesi’nde 30 Aralık 2013’te devriye gezen jandarma travesti ekipleri, Menekşe Köyü yakınlarındaki ağaçların arasında park halindeki 01 TV 774 plakalı kamyonette 2 çocuk babası Selahattin Orhan’ın cesedini buldu. İnşaat ve dekorasyon işleri yapan Selahattin Orhan’ın Kilis’te çalıştığı, olaydan 10 gün önce Adana’ya döndüğü belirlendi. Ekiplerin yaptığı araştırmada Orhan’ın cinayetten 4 gün önce evden ayrıldığı ve kendisinden bir daha da travesti haber alınamadığı ortaya çıktı.

Adana İl Jandarma Komutanlığı’nın kurduğu özel ekip, Selahattin Orhan’ın otomobil ile geçiş travesti yapabileceği güzergahlardaki mobese ve işyerlerine ait güvenlik kamerası kayıtları toplandı. 200 işyeri güvenlik ve MOBESE kamerasının kaydını inceleyen ekipler, olay günü Orhan’ın yanında bir kişinin olduğunu saptadı. Bu kişinin üzerindeki mont ile olay yerinde bulunan kanlı montun aynı olduğu da belirlenince, cinayeti Murat Fidan’ın işlediği saptandı. Ekipler, Fidan’ı Mersin’in Silifke İlçesi’ndeki Taşucu Limanı’nda bir restoranda garsonluk yaparken istanbul travestileri yakaladı.

’SANIKTAN CİNSEL İSTİSMAR SAVUNMASI’

Adana 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’kasten öldürme’ suçundan ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanan Murat Fidan savunmasında cinsel istismara uğradığını öne sürdü. Olay günü Selahattin Orhan’la uyuşturucu aldıklarını söyleyen Fidan, olayı şöyle anlattı:

“Arabayla seyir halindeyken daha önce aldığı esrarı bana verdi. Ben de esrarı sigara olarak sardım. Seyir halindeyken esrarı içtik. Daha sonra Selahattin elini bacağıma atarak okşamaya başladı. Ben kızınca şaka olduğunu söyleyerek konuyu geçiştirdi. Birlikte esrar içerek Çukurova Üniversitesi’nin arka taraflarına doğru ilerliyorduk. Ben fazla vaktim olmadığını geri dönmem gerektiğini söylememe rağmen aracı sürmeye devam etti. Ağaçlık alanda travesti durup araçtan inerken tekrar elini bacağıma attı, çekmesini istedim şaka yaptığını söyledi. Bana ’Birazdan sakinleşirsin, yumuşarsın meyve suyunun içerisine hap attım’ dedi. İçtiğim esrar ve meyve suyunun etkisiyle kendimden geçmeye başladım. Bacağımda sıcaklık hissettim, tepki gösterdim ama sonra kendimden geçmişim. Kendime geldiğimde arabanın arka tarafındaydım, Selahattin ve benim pantolonlarım yarıya kadar inik olduğunu gördüm. Arabada bulunan bıçağı alıp olayı nasıl gerçekleştirdiğimi hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde arabanın dışındaydım üzerimde kan vardı, Selahattin de arabanın içinde yatıyordu. Sonra oradan uzaklaştım. Aldığım uyuşturucunun etkisiyle ne yaptığımı bilmiyordum.”

Murat Fidan ayrıca, daha önce bir eşcinsel birinin kendisine sarkıntılık ettiğini bununla ilgili ceza aldığını da Selahattin Orhan’a anlattığını bu yüzden kendisini ’gay travesti ’ sanmış olabileceğini savunmasına ekledi. Ölen Selahattin Orhan’ın eşi Hava Orhan eşinin uyuşturucu kullanmadığını öldüğü gün üzerinde 5 bin lira para olduğunu arabayı teslim aldıklarında bu paranın olmadığını söyledi.

Mahkeme heyeti son sözünde pişman olduğunu söyleyen Murat Fidan’ı müebbet hapis cezasına çarptırdı, cezadan travesti ise herhangi bir indirim yapmadı.

İzmir halkı travesti ve travestiler şehir dışında yaşasın protestosu yaptı

İzmir çok ilginç bir gelişmeye imza attı.Travesti leri protesto etmek için esnaflar bu sefer sıra dışı bir gelişmeye sahne oldu.
İzmir çok ilginç bir gelişmeye imza attı.Travestileri protesto etmek için esnaflar bu sefer sıra dışı bir gelişmeye sahne oldu.İzmir’in Karabağlar ilçesinde travesti protestoları çok ilginç gelişmelere neden oldu.İzmir’de yaşanan travesti protestoları gündeme bomba gibi düştü.
İzmir’de, mahallesindeki travestilerden şikayet eden bir kişi, para vererek eyleme getirdiği bir kaç vatandaşla birlikte “mahallede travesti istemiyoruz” eylemi yaptı.Travestilerin şehir dışına çıkarılmalarını ve devlet kontrolünde resmi yoldan çalışmalarını talep eden Öznur, İzmir’in bir çok semtinin geceleri travestilerin işgali altında olduğunu ileri sürdü. Travestilerden şikayet eden 200 esnafın kendisinin hazırladığı dilekçeye imza verdiğini ancak, yaptığı eyleme korktukları ve çekindikleri için gelmediklerini ifade eden Öznur, şöyle konuştu:
“KÜÇÜK ÇOCUKLAR BİLE ORAYA GİDİYOR”
“Esnaf ıstırap çekiyor. Burada korku imparatorluğu var. Bunlar hepsi benim yanımda çalışan insanlar. Ben paralarını verdim bunları bu eyleme yanımda getirdim. Burada gece gündüz fuhuş yapılıyor. Tek başıma geliyorum burayı denetliyorum. Öldürseler beni vazgeçmem. İçim kan ağlıyor. Sarhoşlar ayyaşlar için buradayım onların haklarını savunmak için buradayım. Ben bu manzarayı görünce içim kan ağlıyor. Bu vatandaşlar şehir dışına alınsın, Avrupa standartları kapsamında. Çünkü küçük çocuklar bile oraya gidiyor.Benim oğlum yarın düşebilir imansız gidebilir. Ben bunun feryadını veriyorum.”

Travesti eşcinsel şovmene dayak şoku

İngilizce öğretmeni Nedim Uzun, 2002 yılında çalıştığı Balıkesir’in Erdek İlçesi’ndeki özel bir dil kursunda, kadın görünümüne soktuğu öğrencilerle çektirdiği fotoğrafların basında yer almasının ardından işinden oldu. İşsiz kalınca çeşitli eğlence yerlerinde şov programlarında çalışmaya başlayan Uzun’un son durağı Bodrum oldu.

Bodrum’da daha çok travesti gayların devam ettiği barda haftanın üç günü, kadın kıyafetleri giyerek ’Madam Marika’ karakteriyle şovlar yapan Nedim Uzun, iddiaya göre Cumartesi günü, iki aydır çalıştığı işyerinden toplam 1200 lira olduğunu ileri sürdüğü alacağını isteyincedayak yedi.. Bodrum Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilip, darp raporu alan Uzun, gay olduklarını ileri sürdüğü işyeri sahibi A.T. ile sevgilisi Ş.Y. hakkında Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne şikayetçi oldu.

’KARNINI DOYURUYORUZ, NE PARASI?’

Uzun, emniyet müdürlüğünden çıkışta DHA muhabirine yaşadıklarını şöyle anlattı: “İki aydır çalıştığım gay bardan alacağımı istedim. ’Ne parası, Bodrum gibi bir yerde tatil yapıyorsun, karnını doyuruyoruz, daha ne istiyorsun’ denildi. Paramı vermediler. Olay günü ünlülerin falcısı olarak tanınan arkadaşım ’Medyum Ayhan’ ile Türkbükü’ne gitmiştim. İşyerimden arayıp, çağırdılar.

Çalışma günüm olmadığı için saat 21.30’da orada olacağını söyledim. Mekanın işletmecisi A.T., beni döveceklerini belirten bir mesaj attı. Akşam bara dönüp, odama çıktığımda, ’Geç geldin’ bahanesiyle her ikisi de eşcinsel olan A.T. ile birlikte yaşadığı sevgilisi Ş.Y. beni darp etti. Kıyafetlerime, peruklarıma el koydular. Yakacaklarını söyleyip, ’Seni yaşatmayız’ diyerek, tenditler savurdular, anneme küfür ettiler. Dağ başında değiliz, burası Türkiye Cumhuriyeti, ben de Nedim Uzun’um. Mecburiyetten Madam Marika’yım. Ekmek parası kazanmak için kadın kılığında soytarılık yapıyorum. Yoksa asıl mesleğimi İngilizce öğretmenliği. Bana hakaret edip, aşağıladılar. Biri burnuma yumruk atıp, gözlüğümü kırdı. Diğeri saçlarımdan tutup yerde sürükledi. Çığlıklarıma, çevredekiler koştu.” Uzun, olayın ardından arkadaşı medyum Ayhan’ın kendisini hastaneye ve polise götürdüğü de söyledi. A.T. ve Ş.Y. ise haklarındaki iddialarla ilgili açıklama yapmadı.

Travesti , sistematik saldırı !

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre, Ankara’da yaşayan travesti T.T. adlı seks işçisine “rahatsız etme” suçundan ötürü birer gün arayla Kabahatlar Kanunu’na göre kesilen para cezası, yargı tarafından iptal edildi. İki ayrı mahkeme, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle örtüşmediği, olayın gerçekleştiğinin sabit olmadığı, rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için kararı bozdu. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, iki cezanın da iptal edilmesi üzerine İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Avukat Toköz, dilekçesinde, polislerin trans bireyleri cinsiyet kimliklerinden ötürü sistematik olarak cezalandırdıklarını savundu.

’Rahatsız etmek ne demek?’

Ankara’da seks işçisi olarak çalışan T.T. adlı trans bireye geçen 24 ve 25 Nisan tarihinde polis tarafından iki ayrı para cezası kesildi. Polis, T.T. hakkında Kabahatler Kanunu’nun 37. maddesine göre “rahatsız etme” suçundan işlem yaptı. T.T.’nin avukatı Ahmet Toköz, karara itiraz etti. Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Recep Kınalı, 91 TL’lik para cezasının “mahallede oturduğu belirtilen meçhul kişilerin telefonla ihbar etmesi” üzerine verildiğini kaydederek, “rahatsız etme eyleminin tutanak kapsamında belirtilen eylemle travesti örtüşmediği gibi, olayın gerçekleştiğinin de sabit olmadığı” gerekçesiyle 1 Temmuz’da kararı iptal etti.
T.T.’nin 25 Nisan’da aldığı ikinci para cezası da, Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Zeka Kayalı’ndan döndü. Hakim Kayalı, 30 Mayıs’ta verdiği kararında, “rahatsız etmek eyleminin ne olduğu konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığı ve soyut tespite dayalı para cezası verilemeyeceği” için bu cezayı iptal etti.

‘Sistematik saldırı’

İki cezanın iptal edilmesi üzerine Avukat Ahmet Toköz, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Toköz’ün dilekçesinde; polislerin birçok kez yaşanıldığı üzere T.T.’ye cinsel kimliğinin suç olduğu kabulüyle hareket ederek, ceza verdiğini, adeta cinsel kimliğin cezalandırıldığını ve müvekkiline ayrımcılık uygulandığını savundu. Bu ceza uygulandıktan sonra T.T.’nin gözaltına alındığını kaydeden Toköz, “Polis müvekkili haksız travesti olarak durdurmakla kalmamış idari yaptırım kararını uygulamak için polis merkezine götürmüş ve haksız gözaltı işlemi uygulayarak özgürlüğünü de kısıtlamışlardır” dedi. Çankaya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polislerin sık sık trans bireylere karşı fuhuş yaptıkları iddiasıyla ceza kestiğini hatırlatan Toköz, “kimsenin fuhuş yapma eyleminden ötürü cezalandırılamayacağını” kaydetti. Bu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlali anlamına geldiğini vurgulayan Toköz, “Bu memurlar eylemlerini birçok kere tekrarlamıştır. Ülkede özgür bir birey olarak yaşama hakkına sahip olan müvekkil, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesi nedeniyle özgürlüğünün kısıtlandığını ve güvenliğinin kamu gücünü kullananlar tarafından tehlikede olduğunu düşünür ve çözüm üretemez hale gelmiştir” dedi.

Travesti Kendime geldiğimde üzerimde kan vardı !

ADANA’da, inşaat ve dekorasyon işleri yapan 49 yaşındaki Selahattin Orhan’ı boğazını keserek travesti öldürdüğü iddiasıyla yargılanan 26 yaşındaki Murat Fidan, müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

‘Meyve suyuna hap attım’

Merkez Sarıçam İlçesi’nde 30 Aralık 2013’te devriye gezen Jandarma ekipleri, Menekşe Köyü yakınlarındaki ağaçların arasında park halindeki 01 TV 774 plakalı kamyonette 2 çocuk babası Selahattin Orhan’ın cesedini buldu. İnşaat ve Dekorasyon işleri yapan Selahattin Orhan’ın Kilis’te çalıştığı, olaydan 10 gün önce Adana’ya döndüğü belirlendi. Ekiplerin yaptığı araştırmada Orhan’ın cinayetten 4 gün önce evden ayrıldığı ve kendisinden bir daha da haber alınamadığı ortaya çıktı.

Adana İl Jandarma Komutanlığı’nın kurduğu özel ekip, Selahattin Orhan’ın Otomobil ile geçiş yapabileceği güzergahlardaki mobese ve işyerlerine ait güvenlik kamerası kayıtları toplandı. 200 işyeri güvenlik ve MOBESE kamerasının kaydını inceleyen ekipler, olay günü Orhan’ın yanında bir kişinin olduğunu saptadı. Bu kişinin üzerindeki mont ile olay yerinde bulunan kanlı montun aynı olduğu da belirlenince, cinayeti Murat Fidan’ın işlediği saptandı. Ekipler, Fidan’ı Mersin’in Silifke İlçesi’ndeki Taşucu Limanı’nda bir restoranda garsonluk yaparken yakaladı.

’SANIKTAN CİNSEL İSTİSMAR SAVUNMASI’

Adana 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’kasten öldürme’ suçundan ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanan Murat Fidan savunmasında cinsel istismara uğradığını öne sürdü. Olay günü Selahattin Orhan’la uyuşturucu aldıklarını söyleyen Fidan, olayı şöyle anlattı:

“Arabayla seyir halindeyken daha önce aldığı esrarı bana verdi. Ben de esrarı sigara olarak sardım. Seyir halindeyken esrarı içtik. Daha sonra Selahattin elini bacağıma atarak okşamaya başladı. Ben kızınca şaka olduğunu söyleyerek konuyu geçiştirdi. Birlikte esrar içerek Çukurova Üniversitesi’nin arka taraflarına doğru ilerliyorduk. Ben fazla vaktim olmadığını geri dönmem gerektiğini söylememe rağmen aracı sürmeye devam etti. Ağaçlık alanda durup araçtan inerken tekrar elini bacağıma attı, çekmesini istedim şaka yaptığını söyledi. Bana ’Birazdan sakinleşirsin, yumuşarsın meyve suyunun içerisine hap attım’ dedi. İçtiğim esrar ve meyve suyunun etkisiyle kendimden geçmeye başladım. Bacağımda sıcaklık hissettim, tepki gösterdim ama sonra kendimden geçmişim. Kendime geldiğimde arabanın arka tarafındaydım, Selahattin ve benim pantolonlarım yarıya kadar inik olduğunu travesti gördüm. Arabada bulunan bıçağı alıp olayı nasıl gerçekleştirdiğimi hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde arabanın dışındaydım üzerimde kan vardı, Selahattin de arabanın içinde yatıyordu. Sonra oradan uzaklaştım. Aldığım uyuşturucunun etkisiyle ne yaptığımı bilmiyordum.”

Murat Fidan ayrıca, daha önce bir eşcinsel birinin kendisine sarkıntılık ettiğini bununla ilgili ceza aldığını da Selahattin Orhan’a anlattığını bu yüzden kendisini ’gay’ sanmış olabileceğini savunmasına ekledi. Ölen Selahattin Orhan’ın eşi Hava Orhan eşinin uyuşturucu kullanmadığını öldüğü gün üzerinde 5 bin lira para olduğunu arabayı teslim aldıklarında bu paranın olmadığını söyledi.

Mahkeme heyeti son sözünde pişman olduğunu söyleyen Murat Fidan’ı müebbet hapis cezasına çarptırdı, cezadan ise herhangi bir indirim travesti yapmadı.

Travesti , Paris moda fuarında onur konuğu …

Fransa’da, yerli yabancı travesti birçok hazır giyim firmasını bir araya getiren “Who’s Next” Paris moda fuarının onur konuğu Türkiye standında Osmanlı’da eşcinsellik temalı parti düzenlendiği iddia edildi.

Paris’te yaşayan F.F. isimli bir kadının şikayetiyle ortaya çıkan skandala göre Büyükelçilik çalışanları DB. ve M.C.T.’nin bulunduğu ortamda yeniçeri kıyafeti giymiş iki erkek dakikalarca öpüştü. Ekonomi Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen organizasyonda Osmanlı’da eşcinsellik temalı bir parti de düzenlendiğini öne süren F.F. şikayet mektubunda şunları yazdı:

” Paris’te ikamet eden bir türk vatandaşıyım. Who’s Next Paris fuarındaki Türkiye temalı party hakkında basından gizlenenleri paylaşmak istiyorum. Öncelikle bugün gazetelere yansıyan  fotoğrafların dışında çok daha vahim kareler travesti var. Üstü tamamen çıplak dansçılar, birbirleriyle öpüşen yarı çıplak erkekler gördük. Ne yazık ki şarjım bittiği için bunları çekemedim. Ama partinin aslı basına yansıyandan bin kat daha fena. Üstelik bu organizasyon Ekonomi Bakanlığı desteğiyle yapılıyor. Halkın parasıyla “Osmanlı’da Eşcinsellik” temalı bir parti düzenlediler. Ama asıl bomba haber ise partide Büyükelçilik çalışanlarının da bulunması. Üstelik gayet normal bir şekilde eğlenip dans etmesi. M.C.T ve D.B. Türkiye’nin adının yerler altına alındığı yeniçeri kıyafeti giymiş yarı çıplak erkeklerin birbiriyle öpüştüğü ve üstü tamamen çıplak dançıların gösteriler düzenlediği bu partide gayet mutluydular.”

İddiaya göre olayın hemen ardından Paris Büyükelçiliği’nde geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı.

PARİS MODA FUARI’NDA TÜRKİYE’Yİ BÖYLE TANITTILAR

TÜRKİYE ONUR KONUĞUYDU

Fransa’nın başkenti Paris’te, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri’nin (İTKİB) katkılarıyla, Porte de Versailles sergi salonlarında başlayan fuarın bu yılki onur konuğu Türkiye olarak belirlendi. Türkiye’den Vakko, Özlem Süer ve Mehtap Elaidi gibi isimlerden oluşan yaklaşık 50 marka ve tasarımcının katıldığı fuarda, dünyanın çeşitli ülkelerinden 2 bini aşkın hazır giyim ve aksesuar markası yer alıyor.